11 Ekim 2017 Çarşamba

M İ H R İ

Güneş ayrılıyor ardından bulutların.. Batarken tam da yatağımın olduğu kısımdan net olarak her şey görünüyor. Odanın sol köşesini aydınlattığı son dakikalar bunlar.. Yazmadığımı, yazamadığımı farkettiriyor bana. Koca gri bir bulutun arkadasında kalırken, ona baktığımdan ötürü gözümdeki kamaşıklığı ve sarı hayali gölgesini de bana bırakıyor. Sorumluluklarını yerine getirmiş bir birey gibi huzurla ayrılıyor bizden. 'Yarın gene görüşeceğiz.' diyerekten. Buralarda bir yerlerde ona yazıldığını bilmediği bir metin bırakıyor geride.
Gökyüzü, kızıl bir gül gibi duruyor göz bebeklerimde. Gidişi bile söz ettiriyor kendinden.. Belki de bu yüzdendir ki birbirini sevenler beraber günbatımı izlemeyi çok severler. Bu kadar büyülü bir ayrılışla söz veriyorlardır birbirlerine 'hiç ayrılmayacağız' diye..
Bir düğündü sanırım güneşin batışı.. Bir grilik sarınca ortalığı duruldu hayat. Düğün bitti sanki. Gelin ayrıldı evinden.. Gri bir hüzün kaldı üzerimizde.. Adını koyamadığım bir mutlulukla.. Gri bir hüzün, adlandırılamayan bir mutluluk.. Birbirini sevmeyen iki kardeş gibi.. Aşk ve nefret gibi.. Güneş ve ay gibi.. Birbirinden ayrılamayan iki sevgili..
Güneşin batışı bu kadar yoğun hissettirirken doğuşu kaç aşka yelken açmamıza sebep oldu kim bilir?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder