Nasıl giriş yapacağımı bile bilmediğim bir yazıya başlıyorum.
Aslında sizlere Amerika'da tek başıma nasıl 15 gün gezdiğimi, San Francisco'da
sabah kayboluşumu, akşam otobüsü kaçırıp hıçkıra hıçkıra ağlayışımı, Los
Angeles'ta her akşam Hollywood Fame Walk'ta özgürce yürüdüğümü San Diego'da
rahatça sabaha kadar gezdiğimi, New York'ta, Times meydanında kavga arasında
kalışımı, fotoğraf için koca meydanda Türklere denk gelişimi, otobüste
"nasılsa Türk yok" diye düşünürken arkamdan "tarhananı özledim
anne" sesini duyduğumda yaşadığım şaşkınlığımı anlatmak istiyorum.
Hala nereden başlayacağımı
bilemesem de konuya ortadan şöyle girmek istiyorum; hemcinslerime
seslenerek Work and Travel programına katılacak, dil okuluna gidecek ya
da herhangi bir sebepten yurtdışına çıkacak bütün hemcinslerime, gidin! Koşun!
Özgürlüğü, rüzgârın saçlarınızı okşadığını hissedin. Ben hayallerimi tek başıma
yaşadım, hayallerimdeki gibi.. Neden mi? Çünkü asi ve başına buyruk bir kız
çocuğu olduğum için tek başıma çıktığım bu yolu tek başıma bitirecektim.
Arkadaşlarım yok muydu? Vardı. Turlara katılamaz mıydım? Katılabilirdim.
Yapmadım. Aniden karar verip gittiğim Amerika serüvenimde kimsenin bana ayak
bağı olmasını istemedim. Kimse için planımı değiştirmek istemedim ve kimseden
de bunu isteyemezdim. İstediğim anda istediğimi yapabilmek için yalnız çıktığım
bu yol benim için yalnız bitti. Pişman mıyım? Hayır. Eğer elimde tekrar böyle
bir şans olsa tekrar Amerika’yı tek başıma gezerdim. Tek başım kaybolur,
tek başıma keşfeder, tek başıma eğlenirdim. Gideceklere kesin tavsiyem
tatmadığınız şeyleri tadın. İlk anda beğenmediğiniz o tadı sonradan çok
arayabiliyorsunuz. Tıpkı şu an benim yaşadığım gibi. Amerikalılarla daha çok
vakit geçirin. Orada kalmayacaksanız eğer bir gün ülkenize dönmek zorunda olduğunuzu
unutmayın ama. Türklere çok bağlı kalmayın mesela. Dönünce görüşmüyorsunuz
bile.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder