8 Şubat 2017 Çarşamba

Umursuz Ruhsuz...

Herkes sana aşık... Martılar tependen inmiyor. Gökyüzü en güzel bulutlarını sana veriyor.. Hele bulutlar.. En güzel mavilerini sana açıyorlar.
Halbuki ne kadar canlar yanıyor içinde İstanbul? Birbirini izleyen ama asla kesişmeyen yollarında ne kadar hasret var? Ne büyük çığlıklar atılıyor damarlarında? Kaç hayat boğazında düğüm oluyor?
Nerden bileceksin? Umursuz, ruhsuz İstanbul. İçinde birileri ölmüş, birileri doğmuş ne fark eder? Kız Kulen, Adaların, Galatan, iki yakan birarada duruyor.
Omuzların çökmüş, rimellerin akmış.. Farketmemişsin. Karasularına kaçan topları kesmişsin.
Kaşlarını çatmanın tek sebebi boğazını inci kolye gibi süsleyen iki kulenin kavuşamaması mı? Yorganın masmavi gökyüzü, çarşafın berrak bir deniz.. Yapraklar, martılar hayat arkadaşınken, içindekilere olan bu nefretin neden?
Senden başka nerede var bu denli hasret, bu kadar derin acı?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder