Bak yine örmüş kader ağlarını..
Yarım kalan hikayeler içinde can bulmaya çalışışımız..
Eski dostluklar, eski arkadaşlıklar, eski aşklar..
Eski şarkılar içinde eski neşemizi bulmaya çalışışımız..
Bilinçaltı öyle bir şeymiş ki eskiler arasında hep iyileri hatırlarmış. Peki ya hatırlamak için unutmak gerekmez mi? Tekrar hatırlayacak sevinecek hüzünleneceksek eğer neden unuttuk? Unutacaksak neden sevdik? Modası geçince, hevesimiz bitince vazgeçeceğimiz şeylere neden bağlandık?
Bir şarkıyı ilk çıktığı an neden beynimiz patlayana kadar yüksek sesle defalarca dinledik?
Bir fotoğrafa neden gecelerce sarılıp uyuduk?
Bir insana neden bağlandık? Hayat bağladık?
Taşın altına koymadan elimizi karanlığın içine doğan günü bekledik..
Belki bir söz tamamlayacak bizi..
Bir söz daha söylemek için illa ölmek mi gerekir?
28 Ekim 2017 Cumartesi
26 Ekim 2017 Perşembe
Hayata 5 kala
Hayat..
Gün geliyor ağzın dolu dolu gülmeyi öğretiyor sana..
Gün geliyor elinin tersiyle itmeyi..
Gün geliyor ağzının içinde gevelemeyi..
Günü geliyor küfretmeyi öğretiyor..
Hayat..
Ne zaman ne yapacağı hiç belli olmuyor.
Sevdiklerini unutturmuyor.
Bazen de unuttuklarını bir daha sevdirmiyor.
Kolay kolay vazgeçemedğin şeyleri görmezden gelmene sebep oluyor.
Bazen ise görmezden gelmeye çalıştığın şeylerden vazgeçirmiyor.
Velhasıl kelam
Pek ciddiye almayacaksın bu hayatı
Nasılsa kendiliğinden bir şekilde geçiyor.
11 Ekim 2017 Çarşamba
M İ H R İ
Güneş ayrılıyor ardından bulutların.. Batarken tam da yatağımın olduğu kısımdan net olarak her şey görünüyor. Odanın sol köşesini aydınlattığı son dakikalar bunlar.. Yazmadığımı, yazamadığımı farkettiriyor bana. Koca gri bir bulutun arkadasında kalırken, ona baktığımdan ötürü gözümdeki kamaşıklığı ve sarı hayali gölgesini de bana bırakıyor. Sorumluluklarını yerine getirmiş bir birey gibi huzurla ayrılıyor bizden. 'Yarın gene görüşeceğiz.' diyerekten. Buralarda bir yerlerde ona yazıldığını bilmediği bir metin bırakıyor geride.
Gökyüzü, kızıl bir gül gibi duruyor göz bebeklerimde. Gidişi bile söz ettiriyor kendinden.. Belki de bu yüzdendir ki birbirini sevenler beraber günbatımı izlemeyi çok severler. Bu kadar büyülü bir ayrılışla söz veriyorlardır birbirlerine 'hiç ayrılmayacağız' diye..
Bir düğündü sanırım güneşin batışı.. Bir grilik sarınca ortalığı duruldu hayat. Düğün bitti sanki. Gelin ayrıldı evinden.. Gri bir hüzün kaldı üzerimizde.. Adını koyamadığım bir mutlulukla.. Gri bir hüzün, adlandırılamayan bir mutluluk.. Birbirini sevmeyen iki kardeş gibi.. Aşk ve nefret gibi.. Güneş ve ay gibi.. Birbirinden ayrılamayan iki sevgili..
Güneşin batışı bu kadar yoğun hissettirirken doğuşu kaç aşka yelken açmamıza sebep oldu kim bilir?
Gökyüzü, kızıl bir gül gibi duruyor göz bebeklerimde. Gidişi bile söz ettiriyor kendinden.. Belki de bu yüzdendir ki birbirini sevenler beraber günbatımı izlemeyi çok severler. Bu kadar büyülü bir ayrılışla söz veriyorlardır birbirlerine 'hiç ayrılmayacağız' diye..
Bir düğündü sanırım güneşin batışı.. Bir grilik sarınca ortalığı duruldu hayat. Düğün bitti sanki. Gelin ayrıldı evinden.. Gri bir hüzün kaldı üzerimizde.. Adını koyamadığım bir mutlulukla.. Gri bir hüzün, adlandırılamayan bir mutluluk.. Birbirini sevmeyen iki kardeş gibi.. Aşk ve nefret gibi.. Güneş ve ay gibi.. Birbirinden ayrılamayan iki sevgili..
Güneşin batışı bu kadar yoğun hissettirirken doğuşu kaç aşka yelken açmamıza sebep oldu kim bilir?

