Henüz 17 yaşında bir lise öğrencisi kızım. Hayatın en zor
yaşları… Hem de ne zor. Ne büyüğüm ne de küçük... Ne karşılarına alıp
dinliyorlar, ne de küçük diye seviyorlar. Büyük ikilem içinde yaşamaya
çalışıyorum zenginliğin ve fakirliğin, açlığın ve tokluğun bir arada olduğu,
şiirlere, romanlara, şarkılara konu olmuş çapsız, çırpısız İstanbul’un
bağrında… Bir o yana koşuşturuyorum bir
bu yana… Gene de tutunacak bir dal bulamıyorum. Boşlukta kayboluyor uzattığım
elim… Ne tutan oluyor ne itekleyen… Öylece bakakalıyorum…
Oysa biri tutsa elimi yön gösterse tamam her şey. Ama ben bu
yolsuz pusulasız yerde... Kendimi halicin soğuk sularına bırakıyorum. Gene ne
elimi tutan oluyor ne de hiç sevmediğim okul eteğime yapışan... İkinci dersten
okuldan kaçtığım için bununla atlamak zorunda kalıyorum, karada da beni boğan İstanbul’un
sularına… Suya az bir mesafe kala duyuyorum seslerini “atladı abi, atladı kız.”
Diyor birileri arkamdan… Yine önemsizim şu koca şehirde… Adımı söyleyen bile
yok. Umut, umudunu yitirip Deniz de boğuldu diyen yok. Kız atladı sadece. Koca
şehir bir yana ben bir yana kayıyorum...
Elim yine boşlukta tek başına…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder