* Tanışalım *

Ben Benim Sen Kimsin

96'nın 4'ünün 14'ünde, 4'e 10 kala büyük beton yığınları arasında, üzerine şarkılar, şiiirler yazılmış bu harika şehirde dü...

3 Haziran 2017 Cumartesi

Ben Benim Sen Kimsin

96'nın 4'ünün 14'ünde, 4'e 10 kala büyük beton yığınları arasında, üzerine şarkılar, şiiirler yazılmış bu harika şehirde dünyaya geldim. İstanbul benim de şiirlerimi süsleyecekti.
Meliha diye sözleştikleri adım en son 'Merve' olmuş. İki sene anneme bağlı yaşamışım. Yemek, giyinmek, uyumak.. Akla gelebilecek her şey.. İki sene sonunda bütün yükümlülüğümü üzerime almışım, abla olmuşum zaten. Annem doğum günümü ilk kez kutlamaya hazırlandığı gün kız kardeşimi almış kucağına. Böylece ilk kez kardeşim Melike ile kutlamışım doğum günümü.
Beş yaşıma merdiven dayadığımda Yasin eklenmiş çekirdek ailemize, biricik erkek kardeşim..
Sorumluluk sahibi bir abla olarak usluymuşum. Sabah bir koltuğun üzerinde bırakırlar, akşam gelip alırlarmış.
Birçok lakabım varmış. Kimisi 'süslü' kimisi 'bilmiş' kimisi ise 'küstüm' dermiş. Takıp takıştırıp sokağa çıkar, boyumdan büyük laflar edermişim. Birine küsünce beni bulacakları ilk yer kapı arkaları olurmuş. Küçükken de yalnızlığı severmişim.
Yedi yaşında teslim edildiğim okulda eğitimden çok öğretim gördüm. Akranlarım gibi ağlayarak değil koşarak gitmiştim oysa ki.. Okul büyüdüğümün kanıtıydı bu sebeple çok severdim. Sonradan küçük kalmak isteyeceğimin farkında bile değildim. 
O sene yakamda yerini bulan kırmızı kurdele uzun süre ağzımın kulaklarımda kalmasını sağlamıştı. Okumayı erken sökmüştüm fakat dikmem yıllarımı alacaktı. 
Daha 8 yaşında küçük bir kaza geçirmiştim. Oyun oynadığımızı sanan bir arkadaşımın beni 'ebe' ilan etmesiyle küçücük kafamı merdiven basamakları arasında bulmam bir olmuştu. Kendime geldiğimde bir sandalye üzerinde avucumdaki sargı bezini, dişlerimi sıkarak alnıma tutuyordum. Alnımdaki o çizgi alın yazısı değil kaza anısıydı.
İlk arkadaş kazığımı 14 yaşında ortaokulda yemiştim. Bundan sonrakilerde yardımcı olacaktı bana. Her seferinde tedbir alacaktım. Birine güvenmek bana çok uzak gelecekti. 
Elime tutuşturulan bir diploma ile kendimi okulun önünde bulmam kıçıma yediğim ilk tekmeydi. 'Bitti' lafı yüzüme tokat gibi inmişti. Sırtımdaki darbeler ile ortaokulu bitirmiştim. Yanıma aldığım, küçük kazalar ve büyük kazıklardı.
Lisede yediğim kazıklarla beraber dost sandıklarımın sayısı artmıştı. Burada çıkmıştı gözümdeki pembe gözlük. Hayat bana burada 'merhaba' demişti. Hayatın uzattığı eli istemeyerek de olsa sıkmıştım. Dişlerimin arasından kaçan 'memnun oldum' sesi bana ait değildi. İnsanlığım konuşmuştu gene.

İlk kazam 8 yaşında

İlk kazığım 14 yaşındaydı

Kitaplarla tanışmam ise 13 yıl sonra bulmuştu beni. Katıldığım bir yarışma beni kitaplarla dost etmişti. Ve bu dostluk hiç bitmedi. 
İlk yazma eylemimi de 15 yaşında gerçekleştirdim. O zaman karar vermiştim edebiyatın her daim yanımda kalacağına.. 
Yazmaktan sonra en sadık dostum şarkılardı. Elime tarağı alıp ayna karşısına geçtiğimden beri onlar yalnız bırakmamıştı beni.
Kitaplarım, yazılarım ve müziğim beni hiç yalnız bırakmayacaktı. 

Öyle de oldu. 
Evden ilk çıkışım üniversiteyi kazandığım anda olmuştu. Sanki bir daha eve girmemin zor olacağını biliyormuşcasına 2 gün boyunca ağlamıştım. 
Kan bağı olmadan kardeş olunabildiğini 20. yaşımdayken öğrendim. 

18 yaşında ilk kez çıktım şehrimden 
23 yaşında ilk kez kaçtım ülkemden 

Geri dönünce ilk iş toprağını öpeceğimi bilmeden

İlk kez 20. yaşımda tattım aşkı
İlk yenilgimi de 



18 yaşında çıktığım baba evime 25 yaşımda döndüğümde hayatın ne olduğunu öğrenmiştim.

Yalan dostluklar 
Tuzak sevgilerle


Çocukluğumda hayalini kurduğum çok katlı cam binalarda, topuklu ayakkabı olarak düşlediğim çoraplarıma yerleştirdiğim legolarla, plaza hayatıma kavuşmuş kapital köleliğimi gerçekleştiriyorum.

Bu kölelik içinde tam kapatmışken kendimi 30’uma merdiven dayamışken gerçek aşkla karşılaştım.

Kalbimi teli koptu zannederken bağlandım,
İnandım,
Güvendim,
Aşık oldum.


Nedenini nasılını bilemeden asla olmayacak derken…

Velhasıl, kalbinizin teli kopmadan bağlanın birine.
Demiş ya şair, sevmeyi abartın diye.










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder