“Bye Bye” dediğim yozlaşmış günümüz Türkçemle el salladım
arkadaşlarıma. Son minibüsün geçmiş olması gerekiyordu. Hâlbuki ufukta
görebiliyordum. Az önce alışveriş yaptığım alışveriş merkezinin önünden
minibüse bindim. “Bir öğrenci alır mısınız?” dedim paramı uzattım ve arkadaki
dörtlü yıpranmış koltukların en sağına oturdum… Az kişi vardı minibüste. Belki
de havanın kararmış olmasındandı. Bir
elin parmaklarını geçmedik. Üçüncü sıradaki başörtülü teyze indi. Ondan iki
kilometre sonrada hemen hemen yaşıtım bir erkek… Şoför ve ben kalmıştım sadece… Yanlış yola
sapmıştık. Şoförle tartışmaya başladık.
Tarih 11 Şubat 2015, babamın şapkamı minibüste görmesiyle
öğreniliyor başıma gelenler. Başıma kötü bir şey geleceğini Tarsus-Mersin otoyoluna
sapınca anladım. Gizlice çantamda
taşıdığım biber gazımı çıkarıp şoföre sıkmaya çalışırken, bıçak darbelerini
vücudumda hissettim. Tırnaklarımı yüzüne geçirmeye çalıştım ve başardım. Bıçak
darbeleri devam ediyordu hemen sonrasında da bir demir çubuk… Öldüğümü
anlayınca paniğe kapıldı ve babası sandığım adam ve yaşıtı gibi duran bir
arkadaşını aradı. Dediklerinden anladığım kadarıyla ormana gidiyorduk. Üçü bir
olup beni yaktılar. Zannımca tırnaklarımın arasında kalan derisi bulunmasın
diye ellerimi kestiler.
Ben, Özgecan Aslan Mersin’in Tarsus ilçesinde Evime gitmek
için bindiğim dolmuşta 3 kişi tarafından bıçaklandım, öldürüldüm ve
yakıldım. Cesedim dere kenarında
bulundu. Yanıklarım yüzünden, kıyafetlerimden
tanındım. 20 yaşındaydım ve üniversite öğrencisiydim. Daha çok sözüm, okuyacak
çok kitabım olacaktı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder