* Tanışalım *

Ben Benim Sen Kimsin

96'nın 4'ünün 14'ünde, 4'e 10 kala büyük beton yığınları arasında, üzerine şarkılar, şiiirler yazılmış bu harika şehirde dü...

8 Haziran 2017 Perşembe

Ö.A

“Bye Bye” dediğim yozlaşmış günümüz Türkçemle el salladım arkadaşlarıma. Son minibüsün geçmiş olması gerekiyordu. Hâlbuki ufukta görebiliyordum. Az önce alışveriş yaptığım alışveriş merkezinin önünden minibüse bindim. “Bir öğrenci alır mısınız?” dedim paramı uzattım ve arkadaki dörtlü yıpranmış koltukların en sağına oturdum… Az kişi vardı minibüste. Belki de havanın kararmış olmasındandı.  Bir elin parmaklarını geçmedik. Üçüncü sıradaki başörtülü teyze indi. Ondan iki kilometre sonrada hemen hemen yaşıtım bir erkek…  Şoför ve ben kalmıştım sadece… Yanlış yola sapmıştık. Şoförle tartışmaya başladık.
Tarih 11 Şubat 2015, babamın şapkamı minibüste görmesiyle öğreniliyor başıma gelenler. Başıma kötü bir şey geleceğini Tarsus-Mersin otoyoluna sapınca anladım.  Gizlice çantamda taşıdığım biber gazımı çıkarıp şoföre sıkmaya çalışırken, bıçak darbelerini vücudumda hissettim. Tırnaklarımı yüzüne geçirmeye çalıştım ve başardım. Bıçak darbeleri devam ediyordu hemen sonrasında da bir demir çubuk… Öldüğümü anlayınca paniğe kapıldı ve babası sandığım adam ve yaşıtı gibi duran bir arkadaşını aradı. Dediklerinden anladığım kadarıyla ormana gidiyorduk. Üçü bir olup beni yaktılar. Zannımca tırnaklarımın arasında kalan derisi bulunmasın diye ellerimi kestiler. 

Ben, Özgecan Aslan Mersin’in Tarsus ilçesinde Evime gitmek için bindiğim dolmuşta 3 kişi tarafından bıçaklandım, öldürüldüm ve yakıldım.  Cesedim dere kenarında bulundu.  Yanıklarım yüzünden, kıyafetlerimden tanındım. 20 yaşındaydım ve üniversite öğrencisiydim. Daha çok sözüm, okuyacak çok kitabım olacaktı. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder