Içimde insanlara karşı beslediğim garip bir nefret var. Savaşanlara, sevişenlere, sessiz kalanlara... Herkese... Sevdiğim , sevmediğim tüm insanlara karşı artık acıma duygum yok. Ya da merhamet... Ama nadir bi iki kişi var onlara kızamıyorum. Onlara kızınca ölecekmişim gibi geliyor. Onları üzersem dünya tersine dönecek. Sanırım sevmeye henüz başlıyorum. Ama böyle... Benim hayallerim de bile yanımda biri olmaz. Hayal kurarken hep yalnızdım ben ve hayallerim de hep tektim. Arkadaş olduğumuzu düşünen bazıları hayallerine beni dahil etmişlerdi ama ben hiçbir zaman o hayallerin içinde olmayacağım. Ama öyle bazıları var ki sanırım ister istemez onların hayallerinde buluyorum kendimi... Sanırım kırmak istememem. İşte o nadir insanlar benim kaidemi bozuyorlar. Içimdeki şeytani susturuyorlar. Onları kıramıyorum. Istesem de yapamıyorum. Garip bir şekilde onlarsız da yapamıyorum. Süslü laflar da edemem pek. Edebiyat yaparım ama gönül almayı bilmem. Özür dilemek lugatimda yoktur. (basit şeyler dışında) insanları kaybetmem. Onlar beni kaybeder. Ben üzülmem , ben mutsuz olmam. En iyi benimdır. Ama kurallarımı onlar yıkıyor. Ve gerçekte böyle değilim. Gerçekte ki ben kırıcı, sinirli, agresif, atarli... Bu kadar sakin değil.
Şimdi bunları neden yazdın diyeceksiniz. Yazmak eylemi beni hep rahatlatmıştir. Doğru yerde , doğru yere... Nedense içimden bir ses içimi dökmemin bir sorun teşkil etmeyeceğini söylüyor. Güveniyorum. Ama kusura bakmayın darbe alanlar şüpheci olurlar... Sizde bilirsiniz. Bazen diyorum acaba? Acaba güvenmekte hatalı miyim? Ama sonra konuşunca geçiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder