Amerika’dan ne
mi öğrendim? Gecenin bi' körü işten gelip sabahın bir körü işe gitmeyi. Hani
9-10’da uyanmak ölüm gibi gelir ya insana, 9 10 geç gelmeye başladı bana sabah 4’te
işe gitmeye başladıktan sonra… Amerika’dan öğrendiğim bir şey var. Yıldız
haritası gökyüzünde çok güzel duruyormuş. Güldüğünde her şey düzelebiliyormuş.
Selam vermek istemediğin insanlara bir gün mutlaka işin düşüyormuş. Amerika’dan
Amerikalılardan öğrendiğim bir şey var, ne olursa olsun gülmek
gerekiyormuş. Yanında mutsuz olduğun insanlardan kaçman gerekiyormuş.
Amerika’dan öğrendiğim bir şey var.
Mesela erken kalkmak istemediğim bayram sabahlarının, bayramlaşmanın önemi.
Mesela annemin her gideceğim yere vardığımda “vardım” mesajı isteme sebebi. Arkadaşlarımın
“hadi görüntülü konuşalım” deme sebepleri. Bunların hepsinin bir anlamı var. İçimde
bitmek bilmeyen umudun bir anlamı var. Uyandığımız her sabahın, tanıştığımız
her insanın, gördüğümüz her yerin bir anlamı var.
Mesela 23 yaşında burada iki elimi
bırakıp bisiklet sürmeyi öğrendim ben. Gece karanlıkta yıldızların ışığıyla
yolumu bulmayı öğrendim. Ne olursa olsun bir kez daha kimseye değil, sadece
kendime güvenmem gerektiğini yine burada öğrendim. Kim sana ne kadar yakın olursa
olsun kıskançlığın, hasetliğin hiç bitmediğini öğrendim. Kime ne kadar değer verirsen
ver, insanların gözünde hiç değişmediğini hep aynı kaldığını, birçok doğrunun hiçbir
şeyi, tek bir yanlışın ise her şeyi değiştirdiğini yine burada öğrendim. Lisede
edebiyat hocamın dediği söz aklıma geliyor;
Senin ne anlatmak istediğin değil, insanların senden ne anladığıdır önemli olan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder